- Katılım
- 25 Ocak 2025
- Mesajlar
- 161
- Tepkime puanı
- 50
- Puan
- 28
Öğretmen Yetiştirme Politikası Yeniden Masada: Milli Eğitim Akademisi Yeni Sorunlar mı Doğuracak?
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Milli Eğitim Akademisi uygulaması, Türkiye’de öğretmen yetiştirme sistemini yeniden tartışmaya açtı. Yeni düzenlemeye göre eğitim fakültesi mezunları, öğretmenliğe başlamadan önce 12 ay sürecek zorunlu bir hazırlık eğitimine alınacak.
Bu adımla birlikte öğretmenlik diploması alan adaylar, mezuniyet sonrası ikinci kez yapılandırılmış bir mesleki eğitim sürecinden geçmek zorunda kalacak. Eğitim çevreleri, bu uygulamanın öğretmenliğe geçiş süresini uzattığını ve sistemin öngörülebilirliğini zayıflattığını dile getiriyor.
Öğretmen Yetiştirmede Yeni Dönem
Yeni modelle birlikte öğretmenlik artık yalnızca üniversite diplomasıyla doğrudan icra edilebilen bir meslek olmaktan çıkıyor. Akademi sürecinin zorunlu hale gelmesi, eğitim fakültelerinde verilen eğitimin yeterliliği konusunda da soru işaretlerini beraberinde getiriyor.Uzmanlar, bu durumun “aynı meslek için iki ayrı yetiştirme basamağı” oluşturduğunu ve sistemsel karmaşaya yol açabileceğini savunuyor.
Uluslararası Modeller Ne Diyor?
Türk Eğitim Derneği tarafından hazırlanan karşılaştırmalı raporda, Türkiye’nin öğretmen yetiştirme politikaları; Finlandiya, Estonya, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya, Güney Kore, Kanada ve Polonya ile kıyaslandı.Raporda öne çıkan tespitler şöyle:
- Finlandiya ve Estonya, öğretmen yetiştirmeyi sınırlı sayıda üniversitede yürütüyor ve adayları nitelik temelli seçiyor.
- İngiltere, Almanya ve Japonya’da mesleğe giriş çok aşamalı sınavlar ve performans değerlendirmeleriyle gerçekleşiyor.
- Güney Kore’de hem programa kabul hem de mesleğe geçiş süreci sıkı denetim ve çoklu ölçme sistemine dayanıyor.
- Türkiye’de ise öğretmen ihtiyacından bağımsız, geniş bir aday havuzu oluşturulduğu vurgulanıyor.
Öğretmen Adayı Sayısı Atama Sayısının Çok Üzerinde
Güncel verilere göre eğitim fakültelerinde 184 binin üzerinde öğrenci öğrenim görüyor. Her yıl yaklaşık 40 bin öğretmen adayı mezun olurken, önümüzdeki yıllarda yıllık öğretmen atama sayısının 6–8 bin aralığında kalması bekleniyor.Buna ek olarak, öğretmen ihtiyacına dayanmadan verilen pedagojik formasyon eğitimleri de aday sayısının hızla artmasına neden oluyor. Bu tablo, atanamayan öğretmen sayısının her yıl daha da büyümesine yol açıyor.
Sisteme Yönelik Eleştiriler Artıyor
Eğitim uzmanlarına göre mevcut yapı, nitelikli öğretmen yetiştirmekten ziyade yüksek sayıda öğretmen adayı üretmeye odaklanmış durumda. Bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığı ve öğretmenlik mesleğinin motivasyonunu ciddi biçimde zedelediği ifade ediliyor.Yeni Milli Eğitim Akademisi uygulamasının, eğitim fakültelerinin işlevini ve yetkinliğini dolaylı olarak tartışmalı hale getirdiği de eleştiriler arasında yer alıyor.
Sosyal ve Ekonomik Etkiler Göz Ardı Ediliyor
Plansız biçimde artan öğretmen adayı havuzunun yalnızca eğitim alanında değil, ekonomik ve sosyolojik sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. Atanma ihtimali düşük olan adaylar için yeniden beceri kazandırma (reskilling) ve yetkinlik geliştirme (upskilling) programlarının ulusal ölçekte hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.Eğitimde Çifte Standart Eleştirisi
Eğitim fakültelerine girişte uygulanan 300 bin başarı sıralaması şartı, öğretmenlik mesleği için bir kalite filtresi olarak görülüyor. Ancak pedagojik formasyon yoluyla öğretmenliğe yönelen adaylarda bu şartın aranmaması, sistemde eşitsizlik ve nitelik farkı oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.Uzmanlar, başarı sıralaması kriterinin öğretmenliğe geçişte tüm adaylar için eşit şekilde uygulanması gerektiğini savunuyor.